Barış Açısını Savunmak ve STK’ları Güçlendirme/Geliştirme” toplantısı Van’da 6 Temmuz 2019 Cumartesi günü yapıldı.

Bu toplantıya Van’da farklı görüşlerden ve duyarlılıklara sahip çatışma çözümü çalışan, sivil toplum kurum temsilcisi, akademisyen, medya çalışanı, iş insanı ve barış aktivisti ve kanat önderleri olmak üzere otuzun üzerinde katılım oldu.

Toplantının açılış konuşmasını Barış Vakfı Yönetim başkanı Hakan Tahmaz yaptı.

Hakan Tahmaz konuşmasında özetle “ Barış Vakfı, 2016 yılında kuruluşu gerçekleştiğinde ilk olarak 2013-2015 d çözüm sürecine ilişkin bir rapor hazırladığı. Bunda taraflarının yaklaşımlarını ve yanlışları ele alındığını ve yeni bir barış süreci için çözüm önerileri yaptık. Daha sonraki süreçte ise STK’ların barış sürecindeki rollerini, eksikleri ve sorunları içeren saha çalışmasına dayalı bir rapor hazırladık. Bir çok ilde yaptığımız toplantıyla raporun sonuçlarını tartıştık, değerlendirdik. 3 Kasım 2018 tarihinde aynı konuda Uluslararası Deneyimler Çalıştayı yaptık. Her ikisini de bastık. Bu çalışmayı derinleştirmek, çatışma çözümü çalışan sivil toplum örgütleriyle, akademisyenlerle, medya çalışanlarıyla ve barış aktivistleriyle Türkiye Barış Ağı kurmaya zemin oluşturmak için şimdi İzmir, Ankara, Mersin ve Van kapsayan bir dizi toplanı düzenleyeceğiz. Esas amacımız yeni süreçte sivil toplumun daha etkili katılmalarına yardımcı olmak, dayanışma ve bilgi, deney paylaşımlarını sağlamak.”

“Bu anlamda 6 Mayıs 2019 tarihinde kamuoyuna duyurulan Abdullah Öcalan’ın mektubunun barış arayışı ve taraflar arasında yeniden bir diyalogun gelişmesi için bir fırsat olabilir mi, ya da fırsata dönüştürmek ve barış arayışı güçlendirmek için ne yapmalıyız, nasıl davranmalıyız konularının da bu toplantıda ele alınmasını istiyoruz.”

“Mektupta yer alan “Bizim için onurlu bir barış ve demokratik siyaset çözümü esastır” cümlesi ülkenin içinde bulduğu durum dikkate alındığında kıymetli ve umut vericidir. Sürece ilişkin haklı kaygılarımıza teslim olmadan harekete geçmeliyiz aralanan kapıyı barışa açılan pencereye dönüştürmeliyiz” dedi.

Daha sonra toplantıya sunumlara geçildi. Moderatörlüğünü İş İnsanı Kadri SALAZ toplantının ilk sunumunu Sabancı üniversitesi öğretim üyesi Prof. Ayşe Betül Çelik, Çatışma çözümünde STK’ların çalışma alanları konusunda yaptı. Çelik müzakere ve çözüm sürecinde STK’ların uluslararası camiada da kabul göre farklı çalışma alanları ve yöntemlerine ilişkin görüş ve önerilerini paylaştı.

Daha sonra avukat İnsan hakları savunucusu Orhan Kemal Cengiz, ulusal ve uluslararası hukukta, barış hakkının açık ve net bir tanımın yapılmadığını, bu konuda bir netliğe ihtiyaç olduğu aktardı. Çeşitli uluslararası metinlerinden yararlanarak ve hareket edilerek, sivil toplumun barış hakkının yasal bir hükme bağlanması için mücadele etmelerine gereksinim olduğuna dikkat çekti.

KHK mağduru öğretim üyesi Fatma Ünsal Bostan ise, kadınların barış ve müzakere sürecinde etkin rol almaları çeşitli uluslararası deneyimlerden örneklere anlattı. Ayrıca barış dilini geliştirmenin önemine vurgu yaptı.

Sunumların ardından üç oturum yapıldı. Oturumlarda katılımcılar sunumlara ilişkin çeşitli sorularını ve katkıları dile getirdiler. Söz alan hemen hemen bütün katılımcı, toplumda özellikle OHAL süreci ve sonrası ciddi kaygıların oluştuğunu ve birçok sivil toplum kuruluşunun kapatıldığı vurguladı. Katılımcılar, STK’lar arası işbirliğine, dayanışmaya, bilgi paylaşımına vurgu yaptılar. Barışa yeni bir yol açma arayışında uluslararası aktörlerin göz ardı edilemeyeceği, Kürt sorunun çözümünde Suriye ve bölgedeki gelişmelerin de dikkate alınması konuları dile getirildi. Barış hakkı kavramının hukuki olarak talep edilmesi, barış hakkının yasal güvenceye kavuşturulmasının her zeminde dile getirilmesi vurgulandı.

Toplantıya Muş ve Hakkari’den de birer kişi katıldı.