Barış Açısını Savunmak STK’ları Güçlendirme/Geliştirme Projesi kapsamında son toplantı 9 Kasım 2019 Cumartesi günü Mersin’de gerçekleştirildi. Daha önce Van, İzmir ve Ankara’da yapılan toplantıların sonuncusu geniş katılımla yapıldı. 40’ın üzerinde sivil toplum örgütü temsilcisi, akademisyen ve kanat önderinin katıldığı toplantıda ilk olarak açılış konuşmasını Vakıf Başkanı Hakan Tahmaz aldı. Tahmaz proje ve Vakıf çalışmaları hakkında bilgiler aktardığı konuşmasında Tahmaz; 2020 yılı içinde çatışma çözümü çalışan sivil toplum kurumları, akademisyenler ve aktivistlerle birlikte Türkiye Barış Ağı oluşturmak istediklerini ifade etti.

Açılış konuşmasının ardından KHK ile görevinden uzaklaştırılan akademisyen Prof.Dr. Ayşe Gül Yılgör yönetiminde sunumlar yapıldı.

İlk sunumu Türkiye Barış Ağı’nın Çatışma Çözümünde STK’ların çalışma alanları konulu sunumu ile Sabancı Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Ayşe Betül Çelik yaptı.

Çelik, farklı ülkelerden deneyimlerden örnekler verdiği sunumunda barış çalışmasının piramitin tepesinden olan liderlerin yürüttüğü görüşme, müzakere ve pazarlıkla sınırlı olmadığı esas olarak aşağıdan sürdürülen çalışmalar ile barışı tesis ettiğini aktardı. Temas, dokunma ve hikâyelerin barış çalışmasında önemini anlatan Çelik Türkiye’de yürüttükleri kadın barış ağı çalışmasından çeşitli örnekler verdi.

İkinci sunumu barış hakkının uluslararası ve ulusal hukuktaki yeri üzerine Medikal Üniversitesi öğretim üyesi Levent Korkut yaptı.

Korkut barış hakkının uluslar arası sözleşmelerde ve belgelerde yerini anlattığı sunumunda özellikle Birleşmiş Milletlerin çeşitli belgelerinde belirtilen maddelere değindi. 2016 yılında çıkarılan Birleşmiş Milletler Barış Hakkı Belgesinin işlevli kılınması ve barış hakkın pozitif hukukta yer alması için ulusal ve uluslar arası zeminde çalışma yapılmasına vurgu yaptı. Son olarak BM sözleşmesine göre devletlerarası savaşın yasaklandığı ancak BM üyeleri gizli anlaşma gereği hiçbir savaşa savaş olarak tanımlanmadığı çünkü savaş tanımın yaptırım getireceği için bundan kaçınıldığını belirtti. Bunun çok büyük bir sorun olduğunu ifade eden Korkut aynı zamanda BM sözleşmesi devletlere anlaşmazlıklarını barışçıl yollarla çözmelerini belirtmesi aslında bir barış hakkının tanınması olduğunu ifade etti.

Son sunumu barış dili ve yeni çalışma yöntemler konusunda Dr Fatma Akdokur Aktaş yaptı. Aktaş 28 Şubat döneminde giyim kuşamı nedeniyle üniversiteden atıldığını ve toplumdan dışlanmaya çalışılması sonrasında birçok şeyi sorguladığını ve Kürt meselesi diye bir sorunun varlığını fark ettiğini, tanıştığını ifade etti. Barışın tanışarak, dokunarak, konuşarak insani beşeri ilişkileri güçlendirerek gerçekleştireceğini çeşitli örneklerle anlattı. Birbirimizden farklı olmamızın kıymetini bilerek esas hedefimizin ve sorgulamamızın muktedirler olduğuna vurgu yaptı.

Sunumların ardından katılımcıların soru ve katkılarıyla toplantı gün boyutu yoğun tartışmalar ile sürdü.