TUZ KOKTU, ÇARESİZ DEĞİLİZ

6-8 Ekim 2014 Kobani eylemleri  gerekçe göstererek altı yıl sonra dönemin Halkların Demokratik Partisi yöneticileri ile Kars Belediye Başkanı Ayhan Bilgen’in ve Belediye Meclisi üyelerinin gözaltına alınmaları siyasi bir operasyondur. Bu sabah erken saatlerde 17’sinin tutuklanması, 3’ünün adli kontrol şartıyla serbest bırakılması ve Kars Belediye Başkanlığına kayyım atanması da tam anlamıyla hukuksuzluk ve siyasi keyfiyet abidesi. 

Son dört yıldır HDP’ye yönelik cadı avına dönüşen gözaltılar, tutuklamalar ve siyasal yargılamalar Türkiye’de her gecen gün artan bir biçimde otoriter bir rejimin kurumsallaştırılması çabalarının önemli halkası haline gelmiştir.

HDP’ye yönelik izlenen hukuksuz, ayrımcı, siyasi, keyfi uygulama ve politikalar seçme seçilme hakkına, demokratik muhalefet yapma hakkına  ve “Türkiye demokrasisine” yönelik bir saldırı ve yok etme hareketine dönüşmüştür.

Bu uygulamaların bir politika olarak sürdürülmesi ülkedeki siyasal hayatı soluk alınamaz hale getirdiği gibi itirazı da müncer kılmaktadır.

İnsanlar artık günlerine tutuklamalarla, gözaltına alınmalarla, kayyım atamalarıyla, yargının siyasi kararıyla değil, demokrasi, hukuk, adalet, barış, çözüm, diyalog haberleriyle başlamak istiyor.

Türkiye’nin diyalog, dayanışma, müzakere ve çözüm yönünde siyasal iklim geliştirmesine herkesin en azami katkısına ihtiyaç duyulduğu bir dönemden geçiyoruz.

Başta iktidar partisi olmak üzere Meclis’teki partilerin, kanaat önderlerinin ve sivil toplumun kurumlarının toplumumuzun çok büyük bir kesimindeki bu istemleri  görmeleri,  gereğini yapmalarının  zamanı geçmektedir.

Ancak her şeye rağmen barış ve çözüm yolunda doğru şeyler yapmak mümkündür. Bunun için2013-2015 çözüm sürecindeki siyasi atmosferi hatırlamak yeterli olacaktır. Bu süreçte ciddi ve sarsıcı sorunlar, gelişmeler yaşandı. Ama birçok konunun tartışıldığı, çözüm önerilerinin geliştirildiği ve her şeyden önemlisi ölümlerin büyük ölçüde durduğu bir dönemdi. 

Sürecin bitirilmesiyle antidemokratik uygulamaların, güvenlik ve şiddet politikalarının her alanı sardığını ve bu siyasi atmosferin gitgide hâkim olduğunu anlamak yeni bir barış ve çözüm süreci girişiminin ne kadar elzem olduğunu da bilmek demektir.

Bir an önce hukuksuz siyasi tutuklamalara, yargılamalara, kayyım atamalarına son verilerek, bu politikaların sürdürülebilir olmadığının görülmesi, bütün toplumun barış ve huzuru ve ülke demokrasisinin gelişimi için çözüm odaklı barışçıl adımların atılması gereklidir.

Barış Vakfı Yönetim Kurulu

02.10.2020